Hayatın büyük bir kısmı karar vermekle geçiyor. Hangi kariyer yoluna sapmalıyız? Hangi projeye öncelik vermeliyiz? Durup beklemeli miyiz? Durup beklemeyeceksek, ne zaman harekete geçmeliyiz? Bazı kararlar açıktır, içgüdüsel olarak doğru olanı hissederiz. Ancak birçok durumda belirsizlik, risk ve seçeneklerin fazlalığı süreci karmaşık hale getirir.
İşte bu noktada, karar verme modelleri devreye girer. Önemli bilgileri pratik bir şekilde sunarak, “karmaşıklığı azaltır” ve anlaşılır grafiksel matrislere dönüştürür. Bir modelin sunduğu şablon, tabii ki insan deneyiminin yerini alamaz. Gerçek dünyada verilen her karar kişisel, durumsal ve bağlamsaldır. Modeller yalnızca düşünme sürecinizi daha berrak hale getirmenize yardımcı olur, kararlarınızı daha bilinçli, sistemli ve etkili hale getirmek için kullanabileceğiniz farklı düşünme çerçeveleri sunar. Modellere göre yaşanmaz.
Dünyanın en çok kabul gören ve uygulanan karar verme modellerini dört kategori altında incelemek mümkün:
- Kendinizi nasıl geliştirirsiniz?
- Kendinizi nasıl daha iyi anlarsınız?
- Başkalarını nasıl daha iyi anlarsınız?
- Başkalarını nasıl geliştirirsiniz?
1. Kendinizi Nasıl Geliştirirsiniz?
Eisenhower Matrisi
ABD’nin eski başkanı Dwight D. Eisenhower, zaman yönetiminde oldukça başarılıydı. Yapmanız gereken işleri şu kriterlere göre değerlendirebilirsiniz:
- Önemli ve acil olan işleri hemen yapın.
- Önemli ama acil olmayan işleri planlayarak belirli bir tarihte yapın.
- Önemsiz ve acil olmayan işleri erteleyin.
- Acil ama önemsiz işleri bir başkasına devredin.
Yatırımcı Warren Buffett’ın da basit ve etkili bir zaman yönetimi sistemi var. Gün içerisinde tamamlamak istediğiniz görevleri listeleyin ve sıralayın. Öncelikli görevinizi tamamlamadan ikinci sıradakine geçmeyin. Aynı yöntemi tüm görevler için uygulayın.
Lastik Bant Modeli
Bazen iki eşit derecede cazip olan seçenek arasında karar vermekte zorlanabilirsiniz. Model böyle durumlarda kendinizi gerilmiş bir lastik bandın ortasında hayal etmenizi öneriyor. Bir yandan sizi yerinizde tutan bir kuvvet varken, diğer yandan sizi ileriye çeken bir güç vardır. Kararınızı netleştirmek için kendinize sormanız gereken iki temel soru var:
- Beni tutan nedir? (Karar vermemi engelleyen, beni mevcut durumda kalmaya iten faktörler neler?)
- Beni çeken nedir? (İleriye adım atmamı sağlayacak, beni cezbeden unsurlar neler?)
Bu iki kuvvetin yarattığı gerilimi anlamak, hangi seçeneğin durumsal açıdan daha doğru olduğunu anlamanıza ve karar vermenize yardımcı olacaktır.
Evet/Hayır Modeli
Hızlı karar vermeniz gerektiğinde Evet/Hayır Kuralı işinizi kolaylaştırabilir. Bu model, kararın temel unsurlarını belirlemek için açık ve net sorular sormanızı önerir.
Barack Obama, insansız hava aracı (drone) saldırıları için benzer bir sistem kurmuş ve şu üç soruya yanıt aramıştır:
- Hedef alınan kişi ciddi bir tehdit mi?
- Bu tehditle başa çıkabilecek tek ülke ABD mi?
- Siviller zarar görmeyecek mi?
Bu üç soruya da “evet” yanıtı verilirse operasyon onaylanıyordu. Tek bir “hayır” yanıtı ile operasyon iptal ediliyordu.
Hediye Modeli
Doğru hediyeyi bulmak için hepimizin zorlandığı olmuştur. Ucuz bir hediye cimrice görünebilir ve karşımızdakini kırabilir. Çok pahalı bir hediye çoğu zaman hoş karşılanır ama vereni zor durumda bırakır. Model, kararı vermenize yardımcı olabilecek bir grafik öneriyor.
Dikey eksene “Hediyenin değerini”, yatay eksene “Hediye vereceğiniz kişiyle kaç yıldır tanıştığınızı” koyun. Hediyenizin değerini buna göre belirleyin diyor model.
Sonuçlar Modeli
Çoğu zaman kısıtlı bilgiyle karar vermek gerekir. Özellikle bir projenin başında belirsizlik yüksektir, ancak erken alınan kararlar uzun vadede daha güçlü hale gelir. Sonlara yaklaştıkça daha fazla bilgiye sahip oluruz ama karar verecek alan da giderek daralır.
Bu model, karar ertelemenin de aslında bir karar olduğunu hatırlatır. Belirsizlik içinde beklemek yerine, şüphe ve karar arasındaki boşluğu kapatmak gerekir. Eğer bir konuda daha sonra karar verecekseniz, bunu takımınıza net bir şekilde iletmelisiniz.
2. Kendinizi Nasıl Daha İyi Anlarsınız?
Akış Modeli (Flow Model)
Tamamen bir işe odaklandığınız, dış dünyadan koptuğunuz ve yaptığınız şeyin sizi tam anlamıyla içine çektiği anlarda zamanın nasıl geçtiğini anlamayız. Psikolog Mihaly Csíkszentmihályi, bu durumu “akış” olarak adlandırıyor.
Akış anları, en mutlu ve verimli olduğumuz zamanlardır. Ancak bu deneyim kendiliğinden ortaya çıkmaz. Beş temel koşul sağlandığında gerçekleşir:
- Yoğun bir şekilde odaklanmak.
- Mutlu olmayı bilinçli olarak seçmek.
- Ne yetersiz teşvik edilmek (sıkılmak), ne de aşırı teşvik edilmek (bunalmış hissetmek).
- Net bir hedefe sahip olmak ve bu hedefe ulaşmak.
- Anında ve doğrudan geribildirim almak.
Model, karar verme sürecinde dikkatinizi nereye yönlendirmeniz gerektiğini anlamanıza yardımcı olur. Eğer bir iş veya proje sizi tam anlamıyla içine çekiyorsa, büyük ihtimalle doğru yoldasınız demektir.
Bilişsel Çelişki Modeli (Cognitive Dissonance Model)
İnsanlar bazen inançlarıyla çelişen davranışlar sergiler. Bilişsel uyumsuzluk, bu çelişkiden doğan rahatsızlık hissini tanımlar. Örneğin, sağlığa zararlı olduğunu bildiği halde sigara içen biri, bu durumu haklı çıkarmaya çalışabilir.
Psikolog Leon Festinger, bu kavramı, inançlarımızla uyuşmayan davranışlar sergilediğimizde yaşadığımız iç çatışmayı açıklamak için geliştirdi. Çoğu zaman kendimizi haklı çıkarmaya, görmek istediklerimizi görmeye ve çelişkili bilgileri göz ardı etmeye meyilliyiz.
Bu çelişkiyi gidermek için iki yol vardır: Ya davranışımızı değiştiririz ya da tutumumuzu.
3. Başkalarını Nasıl Daha İyi Anlarsınız?
İsviçre Peyniri Modeli (Swiss Cheese Model)
Hatalar kaçınılmazdır, ancak büyük bir felakete dönüşmesi önlenebilir. İsviçre Peyniri Modeli, hataların nasıl birikerek sistemin çökmesine yol açtığını açıklar.
Bu modele göre, her süreç farklı aşamalardan geçer ve her aşama bir Emmental peyniri dilimi gibidir. Gerçek dünyada kusursuz bir sistem olmadığı gibi, hatasız bir süreç de yoktur. Her aşamada küçük eksiklikler (delikler) bulunur, ancak bu delikler aynı hizaya gelmedikçe büyük bir sorun yaşanmaz.
Hatalar genellikle üç aşamada ortaya çıkar:
- Yeteneğe dayalı aşama – Deneyim ve beceri eksikliklerinden kaynaklanan hatalar.
- Kurala dayalı aşama – Prosedürlerin yanlış uygulanması.
- Bilgi esaslı aşama – Eksik veya yanlış bilgi nedeniyle yapılan hatalar.
Eğer farklı aşamalardaki tüm eksiklikler üst üste gelirse, hata sistemin tüm savunma mekanizmalarını aşar ve büyük bir krize yol açabilir. Bu yüzden, önemli olan hataları tamamen yok etmek değil, farklı savunma katmanları oluşturarak hataların aynı hizada birleşmesini önlemektir.
Kara Kuğu Modeli (Black Swan Model)
Uzun yıllar boyunca herkes tüm kuğuların beyaz olduğunu düşündü. Ancak 17. yüzyılda siyah kuğuların keşfi, bu inancı tamamen yıktı. Nassim Nicholas Taleb, bu kavramı öngörülemeyen ve büyük etkileri olan olayları tanımlamak için kullanır.
Kara Kuğu olayları, üç temel özelliğe sahiptir:
- Öngörülemezdir – Daha önce hiç karşılaşılmadığı için insanlar olasılığını dikkate almaz.
- Büyük bir etki yaratır – Ekonomik krizler, devrimler veya büyük bilimsel keşifler gibi dünyayı değiştiren sonuçlar doğurur.
- Gerçekleştiğinde mantıklı görünür – İnsanlar olay olduktan sonra açıklamalar getirerek bunun tahmin edilebilir olduğunu iddia eder.
Model beklenmeyeni beklemenizi öneriyor. Sadece geçmişe bakarak geleceği tahmin etmeye çalışmak yanıltıcı olabilir.
Mahkum İkilemi (Prisoner’s Dilemma)
Güvenmek her zaman en iyi seçenek midir? Oyun teorisinin klasik senaryolarından biri olan Mahkumun İkilemi, bireysel çıkar ile iş birliği arasındaki gerilimi gösterir.
İki mahkûm birlikte suç işlediğinden şüphelenilerek tutuklanır. Ayrı hücrelere konulurlar ve birbirleriyle iletişim kuramazlar. Her birine aynı teklif sunulur:
- İtiraf ederse ve diğeri susarsa, serbest kalır; ancak diğeri on yıl hapis yatar.
- İkisi de susarsa, sadece iki yıl ceza alırlar.
- İkisi de itiraf ederse, her biri beş yıl hapis cezası alır.
Burada en mantıklı olan, iki mahkûmun da susmasıdır. Ancak, bireysel çıkarı düşünen biri ortağının sessiz kalacağından emin olamaz ve itiraf etmek daha güvenli bir seçenek gibi görünebilir.
4. Başkalarını Nasıl Geliştirirsiniz?
Drexler-Sibbet Takım Performansı Modeli
Bir grubu gerçek bir takıma dönüştürmek zaman alır. Drexler-Sibbet Takım Performansı Modeli, ekiplerin bir projede nasıl ilerlediğini ve hangi aşamalardan geçtiğini açıklar.
Model, bir takımın geçirdiği yedi aşamayı tanımlar:
- Konumlandırma: “Neden buradayım?”
- Güven Yaratma: “Sen kimsin?”
- Amaç Belirleme: “Biz ne yapıyoruz?”
- Sadakat: “Nasıl halledeceğiz?”
- Uygulama: “Kim, ne zaman, nerede ne yapıyor?”
- Yüksek Performans: “Vay canına!”
- Yenilenme: “Neden devam edelim?”
Bu aşamaları atlamak, süreci zorlaştırabilir. Her aşama, ekibin o anki dinamiklerini ve üyelerinin hislerini yansıtır. Liderler için kritik nokta, ekibin hangi aşamada olduğunu anlamak ve bir sonraki aşamaya geçişi kolaylaştırmaktır.
Karar Modellerinin Geleceği
Karar verme süreçlerinin yapay zeka ve büyük veri analizleriyle daha da gelişeceği su götürmez bir gerçek. Kumarhaneler oyuncuların kaybetme eşiğini belirleyip, onları oyunda tutacak stratejiler geliştirebilir. E-ticaret platformları, kullanıcıların tereddüt yaşadığı anları tespit ederek, doğru anda özel teklifler sunabilir.
Karar alma sanatı, her zaman gelişmeye devam edecektir. Siz gelişmeye açık olduğunuz sürece…
—
Kaynakça
Krogerus, M., & Tschäppeler, R. (2017). Karar Kitabı (50 Erfolgsmodelle). (E. Üstün & K. Z. Meral, Çev.). The Kitap, Aabir A.Ş. (11. Baskı, 2025).




