Getir ile ilgili yazdığım yazıya (https://www.linkedin.com/posts/prof-dr-ali-at%C4%B1f-bir-b0692a35_getir-techstartup-marketexpansion-activity-7196428626815283200-E0AL?utm_source=share&utm_medium=member_desktop) çok güzel bir ilgi oldu teşekkür ederim.
Hem yorumlarınız, hem arayan soranlar hem de hem de yaptığım araştırmalar sonucu bir yazı yazma ihtiyacı daha doğdu. Önce gerçeklerle başladım, sonra bazı görüşleri aktardım, ardından da kendi görüşlerimi yazıp çağrıda bulundum. Yorumlarınız bekliyorum..
Yazıma önce yorum gerektirmeyen gerçeklerle başlayayım.
- Getir, Yurt Dışı Faaliyetlerini sonlandırdı.
- Getir’in yurt dışı operasyonlarından elde ettiği ciro toplam cironun yüzde %7’sidir. Getir’in Türkiye payı %93’tür. (Bu bilgi Getir tarafından veriliyor. Elimizde kanıtlayacak başka kaynak yok.)
- Getir yaklaşık 16.000 kişiye istihdam sağlıyor. (Kendi açıklaması)
- Yıllık cirosu da 2.3 milyar dolar civarında. (Kendi açıklaması)
- Getir’in 3 ortağı %25 ile (kurucu ortaklar Nazim Salur , Serkan Borancili ve Tuncay Tutek ) şirketin kontrolünü ellerinde tutuyorlar.
- BAE Merkezli Mubadala ’nın şirketteki payı %30. Yönetim hakkı yok. (Şirketlerde çoğunluk %51 ile sağlanır. Ancak esas sözleşmeye madde konarak %25 ile şirketin yönetme hakkının birisinde ya da birilerinde olması sağlanabilir. Yani Mubadala ana ortaktır ve şirket yönetiminde sadece kardan %30 pay alır.)
- Strateji Başkanı Derya Erdemli ’nin işine son verilmiştir.
Şimdi de hem şirketin iddialarına, hem gazetelerde ve sosyal medyada yazılan yorumlara bakalım.
- Getir Türkiye’de zorda. Türkiye’de de operasyon maliyetleri çok yüksek karsız.
- Yurt dışında kötü yönetildi. Yurt dışından çekilmesi onu zayıflattı. Türkiye’de kötü yönetiliyor.
- Mubadala IC, Getir’le ilgi bu dedikodulara yayarak Getir’in yönetimini ele geçirmek istiyor.
- Mubadala’nın bu çabası yeni de değil.. İçerden Derya Erdemli’yi kullanarak bilgi alıyordu, Getir bunu farketti ve onu işten kovdu.
- Getir bir Türk şirketidir ve Türk kalmalıdır. (Bu argümanı Getir yayıyor olabilir)
- Getir Varlık fonu ile gizlilik sözleşmesi imzaladı, Varlık Fonu’na devrini konuşuyorlar.
Son olarak da bu gerçek ve yorumlara bakarak kendi yorumumu yazayım.
Bu arada yıllar önce Hürriyet’te yazarken, böyle bir Köytür olayını derinlemesine yazmış ve Köytür’ü kurtarmak isteyen Ecevit hükümetinin niye doğru yapmadığını tek tek açıklamıştım. Köytür’ün basın danışmanı da benim Banvit’in danışmanı olduğumu ilişkide olduğu gazetecilere servis ederek “ad hominem” (Kaynağı kötüleme) taktik uygulamıştı. Türkiye epeyce bu olayı konuşmuştu.
Peki ne oldu?
Devlet kısmen Köytür’e destek verdi ama Köytür yine de battı ve para da çarçur oldu.. Yazık hepimizin parası.. PR’cı arkadaşım (kim olduğunu tabi ki biliyorum o da benim onu bildiğimi biliyor) o gün kendi için doğru bir taktik uygulamış olabilir, benim güvenilirliğime kendince zarar vermiş olabilir ama zaman hep gerçeğin yanındadır. Köytür battı. Benim içim ise; devletin parasının biraz da olsa çarçur edilmesinin önüne geçtiğim için içim rahat.
Önemli olan ne danışman olmak, ne gazeteci olmak ne de PR’cı olmak.. Önemli olan, gerçeklerle yorumları ayırt edebilmek. Devlet malına, halkın çıkarlarına; insana, diğer canlılara, doğaya, zarar veren hiçbir şeyin içinde olmamak.. Olayın kamu çıkarına mı şirket çıkarına mı kişi çıkarına mı olduğunu iyi tartmak..
Getir olayında kesin olarak bilmiyorum ama izlenimlerim ve soruşturmalarım bana Varlık Fonu ile görüşmelerin sürdüğünü söylüyor.
Varlık Fonu’nun Getir’le ilgilenmesi, portföyüne alma isteği “yerli ve milli” kalmasını sağlamak konusunda devleti yönetenlerin ikna olması sanırım. Peki Mubadala IC Getir’i ele geçirirse, yönetirse ve global marka yapmaya devam ederse ne olur ki?
Bu arada hemen soralım: Turkcell ve Türk Telekom ortak çatışmalarında T.C’nin devreye girmesinin nedeni neydi? İletişim hizmetleri işinin stratejik bir iş olması, buradaki şirketler yabancıların eline geçerse; dış güçlerin birçok bilgiyi ele geçireceği.. (Bu durumda Vodafone olağan şüpheli zaten😊)
Getir olayında böyle bir argüman geliştirilebilir mi? Yani yabancılar ele geçirirse Türkiye’de herkesin adresini ele geçirmesi bizim için beka sorunu olabilir mi? Eğer öyleyse Trendyol Group ’daki verinin şimdiden Çinliler tarafından kullanımı söz konusu.. Bu durum karşısında Trendyol’un da Varlık Fonu’na devredilmesi gerekmez mi?
Açıkçası ben bu argüman satın alamıyorum. Globalleşmek isteyen markalarımız, dış kaynak bulmak için finans piyasalarına açılıp sonra da ortaklar hisselerin tamamını almaya çalışınca devlet koruması devreye girmemeli.. O zaman kim Türk şirketlerini fonlar ki? Niye böyle bir risk alsınlar.. Herkes şirketini finansal açıdan da iyi yönetmeli, fon alırken de hangi ayı ile çuvala girdiğini iyi bilmeli. Yani global marka olacağım diye piyasaya çıkıyorsanız, ayılara yem olmayı da göze almanız gerekir.
Özeti şu.. Varlık fonu Getir’i eğer karlıysa; gelecek için büyük vaat içeriyorsa, Türkiye’yi e-ticaret şirketi olarak yeniden globale açan bir yönü olacaksa fonlasın, böyle bir operasyonu baştan kurmak kolay değil. Ama zarar ediyor ve sağlam finansal bir gelecek senaryosu da sunamıyor ise asla “yerli ve milli” kalacak diye fonlayıp devletin parasını çar çur etmesin..
Benim elimde karlıdır, değildir diye bir veri yok. Ama Türkiye’de Getir Büyük ile birlikte önemli bir marka olduğunu, iyi bir yönetim kalitesine sahip olduğunu, yetenekli insanlarla çalıştığını biliyorum. Finansal açıdan değerlemeyi Varlık Fonu yöneticilerine bırakıyorum.. Bir de tabi şunu düşünmek lazım, acaba varolan finansal tabloları ile, Getir yurt içi ve yurt dışı bankalardan borç istese alabilir mi?
Getir’de sessiz olan iki oyuncu var. Biri Mubadala IC, diğeri ise Derya Erdemli.. Her ikisi de bilgi notu gönderirlerse hemen yayına koyarım. Tabii ki yorumuyla..
Son olarak da bir konuya değineyim.. Yönetim kalitesi, büyüklüğü, iş modeli farklılığı asla başka markalar ile karşılaştırılamaz. Getir çok ayrı bir yerdedir, kendi alanında benzersiz bir markadır.
Kafamı çok uzun süredir Simit Sarayı meşgul ediyor. Çeşitli şekillerde global marka olsun diye devletin fonladığı ve fonlanmasına yardım ettiği bu markanın; hem bu fonlama sonucu hem Turquality programında; üstelik yabancı denetim şirketlerinden (EY, Deloitte , KPMG , PwC ) birinin denetiminde, nasıl devletin verdiği paranın karşılığını veremediği büyük bir hayal kırıklığıdır. Bu konuda incelemeye değerdir. Ne dersiniz?
Aşağıda Getir yazıma gelen yorumlardan bir potpori yaptım, tüm yorum yapanlara bir kez daha teşekkür ederim:
Avrupa ve Amerika da kiliseleri depoya çevirememe, Avrupa ve Amerika’daki kuryeleri günde 12 saat çalıştıramama, Avrupa ve Amerika’daki müşterilerin eksik, yanlış ürün tesliminde Türkiye’deki müşteriler kadar tolerans sahibi olmaması, Avrupa ve Amerika’daki müşterilerin 15 dakikada kapınızda diye gördüğü teslimat bilgisinin bir saatte gelmesi sonrası bir daha sipariş vermemesi gibi basit aksaklıklar yaşamışlardır muhtemelen. Murat Ergün, PMP, PRINCE2, ITIL
Yurtdışına açılmak isteyen firmalarda gördüğüm eksiklikleri çok güzel tespit etmişsiniz hocam. Bana bir hikayeyi hatırlattı;
Zamanın birinde zengin bir adam 3 çocuğundan hangisine isi devredeceğini tespit etmek için her birisine bir miktar para ve is yapmaları icin bir süre vermiş. Verilen süre dolduğu zaman büyük oğlu verilen parayı bir ticarette %50 artırmış, ortanca oğlu %100 artırmış en küçük oğlu iş pazar araştırmalarına paranın büyük bölümünü yatırmış kalan kısımla o pazara yatırım yapmış.
Bilin bakalım zengin baba koltuğunu kime devretmiş Emrah TOPCU, MBA
Henüz daha Türkiye’de doğru dürüst hizmet vermezken gidip başka ülkelerde bu işi yapmanın hayaline daldı. Turkiye’de dahi iş modelini doğru kurgulamamıştı.
Böyle bir sistemi franchise modeli ile yürütmeye çalışmak akıl alır gibi değil.
Getir / Trendyol gibi platformları çok kullanmıyorum. Beni rahatsız eden en önemli tarafı fiyat politikasının artık adam söğüşleme modeline doğru evrilmesi olmuştu. Gürkan Aydemir
Büyümenin bir çok modeli vardır. Geri çekilerek, hatalardan ders alarak büyümek de bazen bir strateji ve büyüme modeli olabilir. Doğru ve daha derin analizler ile umarım Getir daha iyi yerlere gelir ve gelecektir. Hızlı büyüme yerine sürüdürebilir büyüme şart Murat Tavşancı
Getir’in iş modelinin çok önemli bir kısmı toplumun diğer unsurlarına saygı duyulmadığı, yaygın iş güvenliği kurallarının ihlal edildiği, çalışanların sosyal haklar bakımından minimum şartlarda istihdam ediliği bir düzene yayılıyor. Okan Yunusoğlu
Getir pandeminin de etkisi ile çok hızlı büyüdü, ancak operasyon ve lojistik maliyetlerinin gelişmiş pazarlara göre nispeten düşük olduğu Türkiye ‘de bile hiç bir zaman çok karlı bir operasyon olamadı, bununla birlikte pandemi sonrası alışveriş alışkanlıklarının tekrar offline kanallara (marketlere) yönelmesi ile büyüme önce yavaşladı, sonra durdu ve sonra küçülme başladı. Lojistik ve operasyonel maliyetlerin Türkiye’ye göre daha yüksek olduğu gelişmiş pazarlara açılma kararı ise olmayan karlılığın artan zararlara dönüşmesine neden oldu. Online kanallarda faaliyet gösteren şirketler için genellikle ileriye dönük değerleme (future valuation) yapıldığı için şirket değerleme olarak zarar yazdığı dönemlerde bile artan satış hacmi nedeni ile büyüdü. Ciro büyüme hızının pandemi sonrası durması ve sonra azalmaya başlamasını takiben zarar her geçen ay daha da büyüdü ve şirket değerlemesi 2 milyar dolara kadar geriledi. Olan 12 milyar dolar değerleme üzerinden yatırım yapan yatırımcıların parasına oldu. Büyürken, büyümeyi iyi yönetmek, yani büyüme stratejisini doğru kurmak, pazar araştırmaları yapmak, büyümeyi çevik liderlik modeli ile araştırma sonuçlarına (veriye) dayalı kararlar alarak yönetmek gerekiyor. Cengiz GÜRER
Bunlara ek olarak müşterilere sunulan ürün çeşitlerinde ve fiyatlama stratejilerindeki eksiklikleri de eklemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Girdiğiniz herhangi bir pazarda müşterilerinizin taleplerine göre ürün çeşidi sunmayıp onun yerine üreticinin verdiği ek destek ve karlılıklara göre ürün çeşidi sunarsanız veya pazarda 100 endeks satılan ürünü 110 endeksten satmaya çalışırsanız uzun vade de başarılı olmanız zor. FARUK GİRAY
Getirin Başarısızlık Faktörleri;
- En önemlisi yanlış bölgelere açıldılar ; Avrupa gibi her işini kendi görmeye çalışan, işine bisikletle giden bir kültüre Getir gibi “tembellik” kültürü sunmak kabul görmedi.
- Bir diğer önemli hata bence herkesin yaptığı gibi her işi yapmaya kalktılar ve çok dağıldılar; Getir-İŞ, Getir-Su,Getir-Çarşı..vs.
- Yanlış kararlarda ısrar etmek yerine hızlı hareket edip toparlanacak geri adımlar atabilirlerdi.
- Hızlı büyümenin getirdiği kontrolsüz işe alımlar; Avrupa’da şirket yerine pilot projeler ile ilerlenebilirdi. İçerde İşgücü ve Akaryakıt maliyetleri arttı. Pandemi bitti.
Bence hala Getir için büyüme şansı var ama önce üzerindeki gereksiz iş modellerinden kurtulup 2-3 tane işe odaklanıp , sonrasında doğru pazarlara odaklanması gerekir diye düşünüyorum.Bu konuda da tavsiyem “tembellik” ve hatta “hava atma” kültürünün ön plana çıktığı zengin Arap ülkeleri ki burada “iklim” bile bence çok önemli. Zengin, tembel ve hava atmayı seven arapların (maalesef bu kültür bizde de var) hoşuna gidebilir. Yada Hac zamanı Mekke/Medine’deki yaşlı insanlara odaklanması bile iyi bir alternatif pazar olabilir. Ya da yine benzer tembel ve hava atmayı seven Rusya’da şansını denemesini de tavsiye ederim. Alper Surmen
Getir bir başarı hikayesidir. Sıfırdan bir şirketi bu değere getirmek başarıdır. Tabiki daha büyüyerek devam etmesini herkes isterdi. Benzer bir projeye Boyner’de imza attık. 90 dakikada kapınıza en yakın mağazadan istediğiniz ürünler geliyor ve deneyerek satın alıyorsunuz. Bu tarz inovatif projelere daha çok destek verilmesi gerekir. Yakın zamanda sürücüler olmayacak. Otonom araçlar veya kamyonlar bunların yerini alacak. Özetle maraton devam ediyor. Getir için bir şey bitmiş değil. Gökhan U.
Henüz pandemi yokken Getir etrafta fır fır gidip geliyordu. Bu operasyonel maliyetin altından nasıl kalkıyorlar diye düşünmüştüm. Açıkcası kalkabildiklerinden emin değildim hala da değilim. Çünkü çok fazla gayrimenkul ve personel yatırımı gerektiren bir iş. Ayrıca o zamanlar ki sanırım hala öyle, en çok satılan ürünün su olduğunu belirtiyorlardı. Yani ekonomik ürünle kar hedeflemek ne kadar gerçekçi ayrı bir konu. Tabi Pandemi işlerine çok yaradı. Ayrıca Dominos birebir bir kıyaslama değil bence. Çünkü Dominos bir pizza markası ve ürün kendilerinin. Getir ise markası olmayan, başkalarının ürünlerini ayağınıza getiren temelde bir B2C lojistik firması. Bugün marka getir olur yarın götür olur. Getirden aldığınız çikokata Getir’in markası değil sonuçta. Her zaman dişli bir rakip çıkabilir. N11’i satın alarak ve Getir yemek gibi kategori geliştirerek operasyonel verimlilik yaratmaya çalışıyorlar ama ne kadar başarılı olacak emin değilim. Süpermarket kanalında her köşe başında üretim lojistil devleri Bim, A101, dağıtım kanalında ise Yemeksepeti, Trendyol ve daha bir sürü dişli rakipleri varken nasıl karlı kalabilecekler göreceğiz. Arda K.




