Bu Kadar Model Yanlış mı?
Birkaç hafta önce İBE Business Institute olarak oluşturduğumuz “Türkiye’nin LinkedIn Tabanlı İş Dünyası Etkileyicileri” listesini açıkladım. Bu listeyi yakından takip ediyoruz. Gördük ki üç haftada bile bu listede işinden ayrılanlar ve yerine başka profesyonellere bırakanlar oldu. İşinden ayrılanları listede bırakmaya devam ediyoruz. O pozisyonun yeni sahiplerini de listeye ekliyoruz. Bu yeni bir gelişme..
Listeye Cidde’den bir ekleme yaptık. Dr. Soliman Fakeeh Hospital CEO’su Dr. Fatih Mehmet Gul . 101.924 takipçisi ile sektörü için oldukça geliştirici gönderilere sahip olduğunu düşünüyoruz.
Yazımın sonunda listemizdeki iş dünyası etkileyicilerinin mutlaka incelenmesi gereken yazılarının altını çizmeye çalışıyorum. Peki benim yazım ne konuda? Vodafone CEO’su Engin Aksoy , aşağıda da göreceksiniz, “Profesyonel hayatta başarının genel geçer bir sırrı yok, kişisel başarı öyküleri var” diyor.
Peki bu doğru mu? Liderlik ve profesyonellikte başarı sırlarını ortaya koyan, sınıflandıran, sıralayan on binlerce makale, kitap, bilimsel çalışma, model, teori yanlış mı?
Liderlikte Başarının Belirli Bir Sırrı Var Mı Ki?
Başarılı bir lider olmak için başarılı patronların, CEO’ların ya da üst yöneticilerin kitaplarını okuyup onların hayat öykülerini okumamız yeterli mi? Başarı tamamen kişisel bir gidiş yolu ise, onları okumak fayda etmez gibi görünüyor. Çünkü bitmiş gitmiş öyküler.. Eskilerini kopyalarak yeni bir öykü yazamazsınız. O zaman bizim bagajımızda hangi tür bilgiler ya da “yap’lar ve yapma’lar listesi” olacak ki, yürüdüğümüz başarı yolunda bize yardımcı olsun? Metrikler, optimize dilmiş süreçler, sayısala bağlanan performansların başarıda hiç mi rolü yok? Her şey ama her şey insana bile değil o “kişiye” mi bağlı?
Sorular böyle uzar gider. Cevabı önce kısa yoldan vereyim:
Büyük başarı elde eden liderleri, profesyonelleri bir modele oturtamazsınız. Onlar hiçbir modele uymadıkları için başarılı olmuşlardır zaten.. Yani bir sonraki Harvard Business Review örnek olayını çözerek belki yöneticilik yapabilir, var olanı iyi kötü elde tutabilir, var olanla büyüme ya da karlılık da elde edebilirsiniz; ama kendiniz olmadan, kendinizi özgürleştirmeden, zorunlu hareketleri tekrar ederek büyük bir başarı elde etmeniz mümkün değil.
İstediğiniz kadar lider geliştirme programına katılın, istediğiniz kadar atölye yapın.. Eğer kendiniz olma, kendi yolunuzu çizme farkındalığınız ya da özgürlüğünüz yoksa (bu içsel ya da dışsal faktörlerle ilgili olabilir ama hemen bunu görüp “ben başkalarının kurbanıyım” rahatlığına kapılmayın, başkalarının kurbanı olmamak için ne yaptığınızı kendinizi bir sorun) profesyonellikte fark yaratmak sizin oldukça zor görünüyor.
Nedir farkındalığınızı artıracak yeterlilikler?
- Öz kendilik farkındalığı (ki en iyi self’i siz seçersiniz, size gökten zembille gelmez),
- Öz karar farkındalığı,
- Öz iletişim farkındalığı,
- Tabi ki cesaret..
Yani kaybedeceklerinize ya da kazanacaklarınıza odaklanma cesareti değil; yapmak istediklerinize ve yapmak istemediklerinize odaklanma cesareti.. Kendini ifade etme cesareti.
Dikkat ederseniz yukarıda saydıklarım içsel faktörler. Dışsal olarak lider olabilmek için:
- Uzun dönemli düşünebilmek
- Büyük resmi görmek
- Kontrol alanı dışındaki insanları etkilemek yeteneği
- Sınırın ötesine geçen davranış ve düşüncelere tolerans ve teşvik
- Çoklu paydaşlarla ilişki kurmak için siyaset yeteneği
- Statüko’yu sorgulamak.
Gördünüz mü? Hiçbir kuralı yok derken, önünüze yine araştırmalardan, bilimsel yayınlardan çıkmış liste getirdim. Doğrudur. Çok güvenilir bilimsel araştırma sonuçları var ve size o zamana kadar başarılı lider olarak nitelenen insanların özelliklerinden yola çıkarak bir liste sunmak mümkün. Çünkü özellikle çok değişkenli davranışların öncelik sıralamasını ve bunların her birinin etki gücünü belirleyebilen çok başarılı istatistiki teknikler var. Jim Collins ’ten Daniel Goleman ‘a; Jon Kottler ’dan Stephen M. R. Covey ’e; hatta Peter Drucker’dan Peter Senge’ye kadar böyle başarılı lider özelliği açıklayan birçok liste bulabilisiniz.. Ki bu listeler son dönemde istatistiki analizlerin gelişmesiyle “katılaşmaya”, liderlere kesin öneriler sunmaya başladı:
- Performansa odaklan
- Kucaklayıcı bir yönetim çevresi yarat
- Tartışmaya özendir
- Değişimi yönet
- İnsanları geliştir
- Şirketi hizala
- Yenilikçiliği ve yaratıcılığı teşvik et
- Stratejik çeviklik göster
Doğrudur. Rönesanstan bu yana “insanlar nasıl oluyor da büyük lider oluyor?” konusu takıntı derecesinde insanlığı meşgul ediyor. Liderlik konusu, yöneticilik konusundan daha çok kafaya takılan, araştırılan bir konu. Çünkü iyi yöneticilik artık hijyen faktörü gibi bir şey. İyi yönetici olursan kimse sana övgü düzmüyor, prim de vermiyor. Zaten olman gereken bir şey olarak bakılıyor. Liderlik ise toplumu, şirketi, bireyleri geliştiren ve dönüştüren, ileriye götüren, disruptive (alt üst eden) bir şey. Fakat yukarıdaki saydığım, reçete verdiğim tüm özellikler bazı ikonik liderlere baktığımızda yok! Birçok lider ayrıldığında ya da öldüğünde öğreniyoruz ki ya psikopatmış ya da narsist!
Geldiğimiz noktada liderlik başarısının, Engin Aksoy ‘un belirttiği gibi, “kişisel bir yürüyüş yolu” olduğunu söyleyebiliriz. Parmak izlerinin, yüzlerinin, göz bebeklerinin yani biyometrik özelliklerinin herkesten farklı olması gibi tanımlanamayan, herhangi bir kaba sığmayan bir lider özellikleri ile diğerlerinden farklı “yoğurt yiyor”, farklı “kültür yaratıyor”. Bu da onların “yolu”nu belirliyor. Ama başarılı liderlere bakıldığında da o biricik farklılık noktasından öte şu davranışları birbirine benzer görünüyor: İnsanları takım yapmak, onlara inanmak ve güven vermek. Çünkü liderler biliyorlar ki bir insan her konuda iyi olamaz. Biliyorlar ki her konuda iyi olmaya çalışan her şeyi sıradan yapar.
Liderlik, profesyonellik konusu daha çok su kaldırır. Devam edeceğiz. Etkileyiciler listesinden seçtiklerim aşağıda.. Keyifli okumalar.
Murat Ülker’in iki orijinal yazısı ilginç olabilir. İktidar ve teknoloji ilişkilerinin inceleyen ilk yazısında Acemoğlu ve Johnson’un kitabından yola çıkarak tarih boyunca teknoloji ve ilerleme el ele yürüyen iki kavram olarak değerlendirilmiş, diyor. Birçok soru sorarak ve cevap vererek ayrıntılı bir analiz yapıyor.
Diğer yazısında ise ise Seth Godin’in Anlamın Şarkısı’ndan yola çıkıyor ve çalışmak ile amacın artık sadece geçinmek ve para kazanmaktan ibaret olmadığı konusuna değiniyor. Hayal kırıklığı, endişe, tutulmayan sözler, kafa karışıklığı, baskı gibi hislerin işveren ve işgörenler tarafından iş hayatında ortak deneyimlendiğine dikkat çekiyor. Tam bugünlerin konuları..
İlginç bir gönderisi var. Şöyle diyor başta: “Yöneticilerin ‘sosyal hayatlarında’ yeni gözlemlediğim bir meslek hastalığı var: Her an, çevresindeki her şeyin doğru gidişatını sağlamak hüsnü kuruntusu..” Daha sonra da bu düşüncenin artılarını eksilerini anlatmış. Değişik bir bakış açısı tetiklemesi olabilir.
#ChallengeGalipoli triatlonunun düşündürdükleri, diye başlayan postunu okumak lazım. “Zihinsel ve fiziksel olarak sınırlarını zorlayan bireylerin ve de takımların hem sporda hem de iş hayatında önüne kimse geçemez” aslında postun temel mesajı. Ama tamamına bakmak lazım..
Yahya Ülker’in yazı konusu topluluk veya ekip yönetiminde karşılaşılan karmaşık problemler. HBR’de çıkan Julia Binder ve Michael Watkins’ın etkili problem çözümünde işe yarayacak E5 kuralının iyi bir özetten öğrenmek istiyorsanız kaçırmayın derim.
İki gönderisine bakmanızda fayda var. Biri Murat Saraç ile röportajı..Aslında diyor ki liderliğin “sırrı”, genel geçer formülü veya ipuçları yok “kişiye özgü hikayeler var” diyor. Ve ekliyor: işinde iyi olmanın en temel koşulu “iyi insan” olmak. Mutlaka izlenmeli.
İkinci gönderide uzaktan ya da hibrit çalışmayı (belki de çalışmamayı 😊) içselleştirmiş bir şirketin şirket kültürünü korumak ve yeni döneme uyarlamak için nasıl iç iletişim taktikleri geliştirdiğini görebilirsiniz. Tabi ki okurken kendi iş kategorinizin farklı olduğunu unutmayın.
İklim değişikliği üzerine bir CEO konumlaması yapıyor. Bu sadece “mış gibi” yapan bir konumlama değil, aynı zamanda da kendi “meydan okumalarına” uygun aktivitelerle de pozisyonunu fazlasıyla destekliyor. Tabi ben bundan sonraki CEO’nun akıbetini merak ediyorum. Kucağında oldukça ağır bir yük bulacak hem de markaya epeyce ilişkilendirilmiş.
İki gönderisi var yine bu konulara paralel.. Birinde global ısı % 1 artarsa, global gayri safi dünya hasılasının % 12 azalacağı ve buna benzer sonuçları özetleyen bir araştırmaya yer vermiş, diğerinde ise Oksijen TV’de Dilek Bil’in sorularını iklim değişikliği ve beyaz eşya sektörü konusundaki sorularını cevaplamış. İkisi de iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik iletişiminde çalışanların bakmaları gereken postlar.
Gülizar Öcal bu yıl katıldığı Cannes Reklam Yaratıcılık Festivali’nden izlenimlerini Marketing Türkiye dergisine çok güzel özetlemiş. Sonunda da beklentilerini karşılayamayan noktalara yer vermiş: Daha fazla ölçümleme, yeni araştırma metodları ve bunların iletişim üzerindeki etkilerini dinlemek isterdim. Bu alanda neredeyse hiç içerik yoktu. Teknoloji odaklı bir iletişim geleceği konuşulurken, araştırmanın gündemde daha fazla yer bulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ölçümlemek, gelişmek için önemli. Reklam yaratıcılığı ve ilgili konulara ilgisi olanlar mutlaka okumalı.
İki gönderisiyle öne çıkıyor. İlki Yeni iş hayatına başlayanlara networking önerileri ama güvene dayalı olanlar. Diğeri ise 105 yaşında olan Stanford Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yüksek Lisans programını bitiren Virginia Hislop. Gönderi sadece repost olsa da motive edici buldum.
Yöneticinizin Güvenini Kaybetmenin Garantili 6 Yolu isimli vidyo çekerek hesabından yayınlanmış. İlk madde “verdiğiniz sözleri tutun” örneğin.. Bu deneyimli İK profesyoneli diğer 5 maddede de neredeyse çalışan olmanın 101’i olarak kabul edilebilecek konuları işliyor. İçerik kolayca izleniyor.
McKinsey & Company ‘nin “The Power of Partnership” makalesi, CEO ve CMO’ların iş birliğinin şirketlerin büyüme performansını nasıl etkilediğini inceleyen önemli bulgular içeriyor. CEO’ların, CMO’larla iş birliğini en etkili şekilde yöneterek büyüme stratejilerine nasıl pozitif etki yaratabileceği ve bu yakın iş birliği modelinin şirketin genel performansına katkıda bulunabileceğine dair veriler sunulmuş.
2022’de hayata geçen Çin merkezli alışveriş sitesi Temu ‘dan etkilenmiş ve görüşlerini paylaşmış. Oldukça “yıkıcı” bir iş modeli diyor. Gördüğüm en yıkıcı (disruptive) iş modellerinden biri, hatta en yıkıcısı. Shop like a billionaire yani milyarder gibi alışveriş yap gibi güçlü bir değer önermesine sahip. Bu hissiyatı da gerçekten yaşatıyor. Birçok ürünü çok uygun fiyata alabiliyorsunuz.
McKinsey & Company , 15 teknoloji trendi üzerine hazırladığı 2024 yılı raporunu çok güzel özetlemiş. Kendi sonuçlarını da sona eklemiş
- Yapay zekanın birden fazla kategoride öne çıkması beklenen bir durum. Etkisi tartışılmaz!
- Sağlık ve çevresel faktörler de teknolojinin şekillenmesinde büyük rol oynuyor.
İncelenmeli.
Ebru Yonca Capa‘nın sunduğu Harvard Business Review Türkiye “Fijital Dünya” programına konuk olmuş. Ticaretin dijitalleşmesi, alışverişin kişiselleşmesi, hayatın kolaylaşması ve e-ticarette yeni deneyimler üzerine konuşmuşlar. Arkasında duran güvenilen alışveriş sitesinin önemi, NPS tavsiye skorlarının müşteri deneyiminde kullanımı, ödeme çözümleri alışveriş entegrasyonunun nerelere geldiği, “şimdi al sonra öde” gibi taksit avantajı yaratan çözüler konuşulan konular. Program biraz yavaş akıyor ama sabreder not alırsanız çok şey öğreniyorsunuz başarılı profesyonellerden.
Kaynakça
- Harvard Business Publishing (2021). “Strategic Thinking for Leaders.” Harvard Business Publishing.
- Isaac Kanyangale, M. (2023). The Nature of Sustainable Leadership: Pitfalls, Insights and New Model.
- Martignetti, T. (2020). Thinking ‘Outside the Box’: How Successful Leaders Overcame Their Limiting Beliefs, and How You Can Too.
- Gomes, A.R. The Social Value of Leadership: a Contribution from the Leadership Efficacy Model. Trends in Psychol. (2023).




